Friday, June 18, 2010

Erişimi engelleyenlere erişim engellenmiştir.



Bugün aktivizmin ne kadar hoş bir şey olduğuna bir kere daha tanık oldum. Bu haberi yorumsuz, bilgilendirme şeklinde malesef yapamayacağım. Geçtiğimiz günlerde internette yaşanan sansür olaylarını hatırlayalım:

elveda google

burada da engellenen google hizmetlerinin tam listesi var

Son çıkan mahkeme kararı da youtube'a erişim sağlayan alternatif ip adreslerinin engellenmesi üzerineydi.

Caanım ülkem dış mihraklara karşı mahkemeleri tarafında böyle fedakarca korunmakta yani.

Peki nereye kadar?

Dünyanın en büyük arama motorunun yarın tamamen engellenip engellenmeyeceğini nereden bileceğiz?

Mesleki gelişim için yaptığımız araştırmalar, akşam yemeği tarifi, nerden vuvuzela bulabilirim, şu eskrim nasıl bir şeymiş, ara cafe nerede, master'ı nerede yapsam sorularının cevaplarını ararken bilgi alacağımız sitelerin yarın engellenmeyeceğinden nasıl emin olabiliriz?

Şu durumda olamayız tabi, ama bu gidişatı engellemek tamamen biz kullanıcıların elinde.

İşte uzattıkça uzattığım konu da bu gidişata dur diyen, tepki gösteren aktivist hareketle ilgili.

Bugün, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ile onların bağlı olduğu Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın internet sitelerine 01:00 ile 11:00 arasında erişim engellendi.


Ve bu bir hacker grubu tarafından yapıldı. Basına verdikleri açıklama ise aşağıdaki gibi:

"Aşağıda sıralanmış olan sistemlere erişimi TSI 01:00 ila 11:00 arası engellenmiştir. Gerekçeleri aşağıda anlatılmak ile birlikte sadece bu saatler arasında erişime engellenmesinin sebebi iyi niyetimizin bir göstergesidir, amacımız kurumların çalışmasını engellemek değil aşağıda anlatmış olduğumuz konulara kamuoyunun ve kamunun dikkatini çekmektir.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (http://www.tib.gov.tr )
Telekomünikasyon Kurumu - Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (http://www.tk.gov.tr - http://www.btk.gov.tr )
Ulaştırma Bakanlığı (http://www.btk.gov.tr )

sitelerine erişim, youtube'a yonelik olarak yürüttükleri 5651 sayılı yasa kapsamındaki hukuksuz çalışmalar sebebi ile engellenmiştir.

Tübitak (http://www.tubitak.gov.tr)

sitesine erişim ise kurum içerisinde yer alan, kamu güvenliğini hedef alan BOME (Bilgisayar Olaylarına Müdahale Ekibi) yapısının fonksiyonsuzluğunu ve vizyonsuzluğunu gözler önüne sermek için engellenmiştir. Kamu Bilgi Güvenliği daha kendi güvenliğini sağlayamayan bu tarz kurumların tekeline bırakılmamalıdır.

Bilgilerinize arz ederiz. "

Bu ve benzeri tepkisel hareketleri takdir ediyor, bilgiye ulaşımı engelleyen zihniyete tepkiyi tüm internet kullanıcılarından bekliyorum.

Konuyla ilgilenenler için cumartesi günü gerçekleştirilecek ortak plattform toplantısı ile ilgili bilgilere de şuradan ulaşabilirsiniz.

Thursday, February 18, 2010

Taksim Meydanında Bir Garip Kutu

Şu sıralarda Taksim Meydanı'nda, The Marmara Oteli'nin tam önünde kocaman, esrarengiz bir kutu bulunuyor. Şu alttaki:

Her bir yüzeyinde çeşitli videoların döndüğü kutu, meydandan geçenlerin ilgisini çekiyor. Kutuyu görenlere içinde ne olduğu soruluyor ve tahminler yürütmeleri isteniyor. Bu sır dolu kutu, 19 Şubat’a kadar meydanda kalacak ve kutunun içinde ne olduğu aynı gün saat 19.00’da açıklanacak.

Projenin web ayağında http://www.herseyonunicinde.com adresi ve bu adreste yürütülen kampanya bulunuyor. Siteye giriş yapan kullanıcılar “Kutunun içinde ne var?” sorusuyla karşılaşıyor. İsteyenler tahminleriyle ödüllü yarışmaya katılabiliyor ve Disneyland tatili için yarışabiliyorlar.

Yarışmaya katılmak da çok eğlenceli: Kutunun altında yer alan küplerin her bir yüzeyine farklı bir harf yerleştirilmiş durumda. Kullanıcılar, bu küpleri çevirip kelimeler oluşturarak kampanyaya katılabiliyorlar.

Küplerden anlaşılacağı gibi, şifre 2 kelimeden oluşuyor. Siz de yarışmaya katılmak istiyorsanız hem Taksim Meydanı’ndaki, hem de websitesindeki kutuların üzerinden dönen videoları dikkatle izleyip, projenin ismini de (“Her Şey Onun İçinde”) dikkate alarak şifreler oluşturabilirsiniz.

Ayrıca Vimeo’da yer alan Her Şey Onun İçinde projesi sokak röportajlarını da izleyebilir ve kutuyu yakından görme fırsatını yakalamış kişilerin tahminlerini görebilirsiniz. Flickr’da ise Konteynır’ın fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

Bu arada videolara bakarken şu abiye bittim :)


Her Şey Onun İçinde / Sokak Röportajları from Her Şey Onun İçinde on Vimeo.

Friday, February 12, 2010

Colgate Sensitive Pro Relief Denemece

Bu hafta Cumartesi günü Colgate’ten bir ürün kiti geldi. Garipsemedim blogger olduğumdan. İçinde Colgate’in yeni diş macunu ve gargara var. Genelde her akşam dişlerimi fırçalayan bir insan olduğumdan (evet bazen üşeniyorum) denemek için hiç beklemedim, o akşam başladım kullanmaya. Hassas dişler içinmiş. Dişlerim pek hassas değildi ya da öyleyse bile ben farkında değildim. Colgate Sensitive Pro Relief ürünün tam ismi. Ben diş macunlarının arasındaki farkı anlayamıyorum ama sıcak şeyler içerken dişlerimde bir şey hissetmedim. Bu iyi bir şey sanırım. Beni tanıyan bilir, çok çay içerim yani. Aynı performansı yazın dondurma yerken de bekliyorum senden Colgate! :)

Colgate’i bu hareketinden dolayı tebrik ederim. Teşekkürler Colgate.

Saturday, November 14, 2009

Yapma Demiyorum, Hobi Olarak Yine Yap



Kaç zamandır tv'yi açtığımda bu reklamı görüyorum. Deli oluyorum. Nedenlerini maddeleyeceğim, düz yazıya üşendim:

- Reklamda Barcelona'dan NBA'ya geçmiş ve Türk milli takımının artık as oyuncularından olan Ersan İlyasova, 4 bıdıkın karşısına çıkıyor. Bu 4 bıdık Ersan'a "adam mısın lan sen?" bakışı atıyorlar. Hadi bunu anlarım. 1'e 4 olayı. Normalde tırsmaları lazım ama, pas çevirip yenerler 1 kişiyi yapabilirlerse(ulan konu nerelere geldi). Fakat, o Ersan'ın 4'e bölündüğü anda hala "ohoo süt bunlar" bakışı atmıyor mu bu bıdıklar? Lan 4 TANE ERSAN sizi ne yapar biliyor musunuz?! Pardon siz değil, bunu yazan reklam yazarı. Bu bıdıklar 4 TANE ERSAN'ı küçümseyince ERSAN'lar birden devleşiyor. Bizim bıdıklar bu sefer tırsmaya başlıyor. Yok bi de artık tırsmayın. Bundan da tırsmasanız ERSAN'ların zenci olacağından korktum ben ilk izlediğimde reklamı.
- Ersan topu potaya vuruyor, seviniyor hopluyor. Reklamın sloganı geliyor: "4 çekirdeği devleştiren teknoloji" LAN OLM NE ÇEKİRDEĞİ LAN? SEN HİÇ ERSAN'IN YANINDA DURDUN MU? Önce markanın sloganına bak, ona göre oyuncu bul reklamında oynatacak. Bücür futbolcu yıldızlarımızdan oynat, haltercilerimiz var cep herkülü falan diyoruz onları oynat. Git NBA'dan Earl Boykins'i getir oynat. Ama hem milli takımın yıldızlarından olduğundan hem de boyundan posundan(2.06) utanarak bu adamın oynatıldığı reklamın sloganı çekirdeği devleştiren teknoloji olmamalı. Senin çekirdek dediğin adam çekirdekten yetişeli çok oldu.
- Ersan Hedo'dan da irrite edici bir tipe sahip. Bunu da bilin.

Reklamlarda mantık hatası görmeye dayanamıyorum. Net.

Wednesday, October 14, 2009

OFİS MASAMDA ÖRDEK BULDUMBULDUM!






Bugün bu sevimli ördek günün ortasını şenlendirmek için geldi bana.
Monitör temizleyici olarak kullanılıyormuş, ben asla temizlemem be bununla:)
O kadar tatlı ki, bir de üstüne şahane bir limon aroması kokuyor:)
Neyse efendim işte bu hayvancağız bana buldumbuldum.com'un hediyesi, sağolsun.
Bu sitede böyle garip, enteresan, abidik, gubidik şeyler satılıyor, daha çok hediye edilecek türden.
Bazı fiyatlar gereksiz fahiş geldi, ama çok ucuz şeyler de yok değil, farklı olmanın da bir bedeli var tabi.
Tam ofis masasına yaraşır şeyler de var.
Bu arada ofis masası resimleri diye bir blog açmayı düşünmekteyim. Resmen insanın karakterini yansıtıyor.
Benimkinde piyano üstüne uzanmış Snoopy'i yiyen bir timsahla, o timsahla münasebete girmeye çalışan bir dinazor var.
(burdan sapık olduğumu değil, işte canı sıkılmış, eğlence arayan bir insan olduğumu çıkarırsınız umarım(: )
Hatta bu da resmi;



Neyse artık monitörümün tepesinde de limon kokulu bir ördekceğiz var, ne güzel:)
Blogu oluşturduğumda burda paylaşırım.
Hatta buldumbuldum.com bana sponsor olsun, valla yürür gider o blog, önünü alamayız, hepimiz çalışanız, hepimizin masası var:D
Hadi bakalım yeni proje de hayırlı olsun bana. (bu arada buna benzer bir blog mlog gören varsa, bana haber ederse sevinirim

Wednesday, September 30, 2009

TWINJET İYİSİN HOŞSUN DA...



Reklamı verdiğin Üsküdar iskelesinden 6 dakikada karşıya geçiyorum ben naaber:)
Şaka bir yana, mecraya özel ilan yapmış Vestel. 12 dakikalık kısa yıkama programı için.
Yine söylüyorum ben karşıya geçer takrar geri dönerim o kadar vakitte, ama olsun, yine de like verdim(evet, içim dışım friendfeed).

Saturday, September 5, 2009

MARROWS; VERİ SAKLAMADA TÜRK İŞİ DEVRİM.


Haberiniz var mı bilmiyorum.
2 türk genci 3 ay önce bir araya gelip şu an Amerika'nın en popüler veri saklama projesini ortaya çıkardı.
Hatta kendi kategorilerini yarattılar denilebilir, çünkü link değil veri saklama imkanı sağlayan, aynı zamanda interaktif bir site yarattılar.
Adı Marrows.
Bir nevi friendfeed+wikipedia, ama tam olarak bu kalıplarda da değil.
Bu site internette gördüğünüz herhangi bir veriyi seçip sağ tıkla anında Marrows'daki sayfanıza ekliyor.
Bu bilginin herhangi bir şekilde kaybolma riski de ortadan kalkıyor.
Site kapandı, engellendi(ki ülkemizde her an başımıza gelebilecek bir durum) adresi değişti, bilgiler değiştirildi, not defterim kayboldu derdi safsatası ortadan kalkıyor.
Bir de herkesin kendine ait bir profili olması sakladığı bilgileri değerli bulup takip etmek istediğiniz kişilere anında ulaşmaya, mesaj/yorum atmaya kısaca bilgi bazında sosyal bir ortam kurmaya yarıyor.
Sitenin tanınması ve yayılmasıyla en çok akademik kariyerli kişilerin bunu kullanacağını tahmin ediyorum ki bu da her an üniversite hocanızla bu sitede karşılaşmanızı mümkün kılabilir sonucuna varıyorum:)
Ama her şeyden önemli olan durum şu.
Bu kadar genç olan 2 girişimcinin 3 ayda 7000 kullanıcıya ulaştığı bir proje üretmesi ve bunu “What Would Google Do?” isimli kitabıyla Google’a önemli katkılar sağlayan Jeff Jarvis, Ebay’ın Almanya Ülke Müdürü Frerk – Malte Feller, Babbel CEO'su Markus Witte, Google Ürün Müdürü ve Jaiku’nun kurucusu Jyri Engestörm, Xing'in CEO'su Stefan Gross-Selbeck gibi sosyal medyanın önde gelen isimlerinin de konuşmacı olarak davet edildiği Next’09 etkinliğinde başarıyla tanıtabilmeleri, Avrupa ve Amerika'da bolca isimlerinden söz ettirebilmeleri.
Ve bu başarı şu an Marrows hakkında akıllarında olanın sadece %25ini yaptıklarını söyleyen Ali R. Babaoğlan ve Aykut Karaalioğlu'na ait.
Kendilerini tebrik ediyorum. Projeyi dikkatle takip edeceğim.

Sunday, August 30, 2009

ESNAFIN OUTDOOR'U OLMAZ MI, OLUR!





Bursa manavının outdoor çalışması.
Biraz Knorr çakması olmuş ama varsın olsun, çabayı takdir ediyorum ben:)

Saturday, July 18, 2009

Çocuk İstismarından İnternet İstismarına Türkiye

Değerli akademisyen Özgür Uçkan'ın internet sansür olayları ile ilgili yazısını herkesle paylaşmak istedim.
Toplum için hassas, daha çok da hasıraltı edilmiş olan bir konunun yapılan sansürlemelere gerekçe olarak gösterilmesi mevzubahis olan.
Dikkatlice okuyalım, okutalım.

Friday, June 12, 2009

2. GALATA TASARIM FESTİVALİ











Gittik, gördük, beğendik, neden buranın yarısı turistlerden oluşuyor dedik, üzüldük, ama hemen geçti, kendimizi alışverişe verdik, gözümüz kaldı bir sürü şeyde, bir dahaki sefere dedik, maşallah dedik, pek de güzelmiş tasarımlarınız dedik, hikayelerini dinledik, sonunda sevgili ben,



bu güzelliği aldım. Gözü dönen sevgili arkadaşım Eda,








Bu güzellikleri aldı. İnsanlar güzeldi, ortam güzeldi, hiç ayrılmak istemedik, ama her güzel şeyin bir sonu vardı değil mi? 5 parasız eve dödük sonra, mutluyduk ama suratımızdaki sırıtış uyuyana kadar geçmedi.
İlgilenenler için dip not: bugün saat 18:00'da festival sona eriyor, hala gitmediyseniz elinizi çabuk tutun derim.

Wednesday, May 20, 2009

COCA COLA, N'APTIN SEN HACI?




Yine muhteşem telefonumla çektiğim muhteşem bir kare:)
Şimdi diyeceksiniz ki bu nedir, haklısınız çok bir şeye benzemiyor burdan
Coca Cola duraklara farklı bir çalışma yapmaya çalışmış, ama hesaplayamadığı bir durum çıkmış sonunda ortaya
Duraklardaki reklam panolarını bir sıvıyla doldurmuş, kola renginde (belki gerçekten de kola, bilemiyorum) , üzerine de kaya parçası gibi buzlar yerleştirmiş, buzlar sıvının üzerinde durmadığı içinde saydam iplerle yukarıdan bağlamış.
Tamam, gerçeklik hissi falan filan da, o buzlar eridikçe, o camın bütün pisliğini içine akıtmış, baktığınızda ne olduğu anlaşılmayan pis bir sıvı çıkmış ortaya.
Fikir güzel olabilir, ama uygulama başarısız.
Kısaca olmamış Coca Cola, bak burda ben konuşuyorum:)

Sunday, May 17, 2009

CHOCO MIA



Choco Mia'larım geldi:)
Yanında mektubuyla 4 farklı çeşidi geldi.
Şimdi en sevdiğim çeşidini yazacaktım ama yazamıyorum çünkü farklı isimler verilmemiş
Evime gelen insanlara zorla çikolata aldıran biri olarak anlatmakta zorluk çekebilirim;
Gelirken "antep fıstıklı sütlü, bademli beyaz, antep fıstıklı bitter, fındıklı sütlü choco mia" da alsanaaa demek faturamı kabartır, buna çözüm bulmak gerek:)
Yukarda yazdığım en beğendiğim çeşidi bu arada, en az bitter onda var çünkü (bittere alerjisi olan bir insan olarak onları ev arkadaşıma sattım:D)
Valla sevdim ben bu hepsinden tadımlık işini, kararsız insanlar için birebir
Ama dediğim gibi, çeşitlere birer mini-isim verilse, rafta bulunma süresi daha kısalır sanki.