Monday, November 12, 2007

MARKA OLMAK YA DA OLMAMAK



Ardınızda kötü bir eleştiri yazıldığı zaman koşulsuz olarak karşı çıkan büyük bir kitle taşıyorsanız, yani, marka olmanın koşullarından biri olan güveni sağlamışsanız,
Size güvenenlerle sürekli olarak ilgileniyor, olumlu bir feedback alıyor ve bunun sonunda para ve prestij kazanıyorsanız,
Değişik platformlarda adınızdan söz ettiriyor, hiç çaba harcamadan kendi reklamınızı yapabiliyorsanız
siz bir marka sayılır mısınız?
Eda Suner bir marka sayılır mı, ya da Eda Suner'i bir marka mı yaptık?
Sadece savunucuları tarafından yapılan yorumlarla blog sitesi küstüren bir güçten bahsediyoruz, savunucuların nitelikleri önemli değil,

bundan bahsetmiyorum kesinlikle, sayıları ve bu duruma verdikleri tepkiler, ayırdıkları zaman, haberlere verdikleri sert yorumlar,(şurdan, şurdan, şurdan) nedir bu bağlılığın esas sebebi, yapılan haberlerin bir yerde bu savunuculara dokunması mı sadece, yoksa "markaya" olan güven ve bağlılık mı?
Ama işte 2.si ise sebep, nerden geliyor bu güven ve bağlılık?
Acaba kişisel iletişimin gücü bu kadar kuvvetli mi?
Eda Suner bu arkasındaki kalabalığa mailler attığı, bloglarına "iyi, güzel, cici" yorumlar bıraktığı için bu kadar büyük bir kitleyi arkasına almışsa durup bir düşünmek lazım sanırım, arkanda olmasını istediğin kitleyle "birebir" iletişimin önemi burda ortaya çıkıyor çünkü.
Tabi nasıl bir nitelikte olduklarıyla alakalı bir ilgi tarzı olacaktır bu.
Büyük markalar, feyz alın Eda Suner' den, gerçekten.
Kendisi gözle görünür bir pazarlama başarısı yakalamıştır
amacı olan kitleyi arkasına almış, kendi savunucuları haline getirmiştir, bence Eda Suner kendisinden bir marka yaratmıştır.

10 yorum var:

Hüseyin said...

eda suner blog dünyası'nda marka mıdır? evet. bu bir başarı mıdır? evet. birebir iletişimin etkisi büyük müdür? o da evet. ama öyle bir marka olmak ister miydim? hayır. bir blogger beğendiği blogları sıralarken şöyle bir cümle sarfetmişti "neden şu site yok onun pageranki çok yüksek diyenler olursa posta da Türkiye'nin en çok satan gazetesi ama ben posta okumam"
pazarlamacılar birebir iletişimin önemini kavramalıdır ama marka imajı diye de bir şey var,doğrusu çeşitli açılardan getirileri yüksek olsa da canım cicimli bir imaj istemezdim janzucum:)

janzu said...

tabi ki, ben zaten "nasıl bir nitelikte olduklarıyla alakalı bir ilgi tarzı" diye özellikle belirttim
senin de değindiğin gibi birebir iletişimin önemi anlatmak istediğim
bunun yöntemi de, dili de marka imajını zedelemeyecek yollarla belirlenmeli, bunu yaparken de tüketici markayla duygusal bağını güçlendirebilmeli, hatta öylesine güçlü olabilmeli ki markasının arkasında her türlü eleştiriye rağmen dimdik durup, koruyabilmeli
eda suner in kitlesi de demekki genel posta okuyucusu
sen kitlenin hüseyinpost okuyanlar olmasını istiyorsan ona göre birebir iletişime geçersin
çok uzattım, amaç, belirlediğin hedef kitlenle başarını yakalayabilmek

diarthrosis said...

ben adını ilk defa burada duydum ve siteyi inceledim. biraz ev hanımlarına yönelik " martha" tadında bir blog değil mi?
"Martha" Amerikada en çok kazanan kadınların içine girmiş. Bu noktada da kendi tabiriyle "edi" nin martha gibi marka olması çok doğal.

esrArengiz said...

Sevgili Janzu,
çok iyi bir noktaya temas etmişsin. çok da güzel açıklamışsın mevzuyu ayrıca.

Şahsen arkasındaki bu kitleyle bir başarı öyküsü oluşturduğu muhakkak. ama kişisel marka mı Eda Suner? bunu söylemek için henüz çok erken. takipçileriyle birebir iletişimde bulunmasıyla adından epeyce söz ettirse de bunu söylemek için eldeki tek veri olduğundan henüz erken.

dediğin gibi Eda Suner'in bizim gözümüzdeki kalite algısını konuşmadan, ardındaki kitlenin niteliğini dillendirmeden konuyla ilgili kafamdan geçenler şunlar;

Eda Suner, iletişim kanallarını ilerleyen dönemlerde etkin kullanamazsa popülerliğini koruyabilecek midir?

hergün artan blog sayısıyla birlikte kapsama alanını genişletmeye çalışması nereye kadar kendini zorlamayacak, dolayısıyla bu sistematik nerede iflas etme tehlikesiyle yüz yüze kalacak?

bu noktada teknolojiden yararlanabilecek mi? (bir iddiaya göre copy past cevaplar kişisel iletişiminde etkinliğiyle beraber samimiyetten götürmez mi?)

peki takipçi kitle veya pazarlama anlayışıyla Eda'nın kafasında kurguladığı(?) "hedef kitle"si kimdir acep? ya herkes incik boncuk hastası memlekette ya da Eda'nın gül yüzüne kurban :) bilmem ne dersiniz..

özellikle kişisel markalar ile bir eşyanın marka değeri arasında büyük fark var. insana yüklenen
duygusal anlam metaya yüklenenden kat be kat fazla. velhasıl farz edelim Eda marka. şahsen ben şunu sorguluyorum bu marka "samimi, yaptıklarıyla güven veren, tutarlı" bir marka mıdır?

Eda Suner'i ben tebrik ediyorum güzel bir iletişim dersi verdi, veriyor da. fakt şu da unutulmasın ki başarıyla parlayan, akabinde patlayan bir case de olması muhtemel.

şimdilik aklımdakiler :) başka bir pencereden ise Hüseyin'e katılmamak mümkün değil.

not: diarthosis blogun paylaşıma açık olsaydı % 90 Eda Suner gelir yorum bırakırdı :)

janzu said...

sevgili esrarengizcim,
insanların geneli (tamamı demeyelim de ortalık karışmasın:)) pohpohlanmaktan, güzel sözler duymaktan ve ilgi görmekten hoşlanır
bunun copy paste olması kitlesini pek rahatsız etmemişe benziyor ki (ya da farkına varmıyorlar mı?)canla başla kendisini savunuyorlar
savunmayanların tepkilerini de zaten bloglardan takip ediyoruz
eda suner in hedef kitlesi onun bloğunun linkini kendi bloğuna verecek herkez diye de tanımlanabilir aslında
tutarlı bir insan mı? değil
samimi mi? asla
yaptıkları ile güven veren mi? ben şahsen korkuyorum ondan:)
ama kimse -miş gibi yapmaktan ölmez değil mi?
bu -miş gibi kimliği ile ne kadar daha tutunacağı konusu beni aşar ama şu anda bile duyarlıy-mış gibi, güvenilir-miş gibi davranan birçok marka ile sarılı etrafımız, sizce de öyle değil mi?
yorumumun sonunu güzel bir dize ile bitireyim bari:)
yalandan kim ölmüş
zamandan kim korkmuş
elimde güller varmış
üstüm başım kan olmuş
dünya yalan söylüyor


e eda hanım da:)

esrArengiz said...

Janzucum yorumun üzerinden 3 gün geçmiş fanatikler taarruzda bulunmmamış :))
Eda marka değerinden mi yedi ne? :)

Hüseyin said...

eda marka değerinden yediği için değil, janzu backlink vermeyerek kurnazca bir davranışa girdiği için bence:) boşuna polemiklere girmemek lazım değil mi:)

janzu said...

ya da şöyle de söylenebilir
bu siteye henüz edifan girmedi
kitlesine de kendisine de uzağız:)
çok üzüldüğümü söyleyemeyeceğim:)

Anonymous said...

Kendisi hicbirsey uretmeyen, yaraticiligi baska sitelerden aldigi fotograflara, urunlere bir iki satirlik yorumlar yazmaktan oteye gitmeyen bir insan nasil oldu da bu kadar kiymete bindi ben de bunu anlayamiyorum.Bir de durmadan baska sitelere yaptigi pardon "tasarladigi"headerlarla ovunuyor.En son "tasarladigi"headerlardan birinde Dailycandy adli sitenin illustrasyon sanatcisina ait cizimleri kullanmis.Ancak hanimefendi,copyright diye bir olaydan habersiz olacak ki, Dailycandy'den aldigi bu cizimleri kendi tasarimiymis gibi sunmaktan hic ama hic cekinmemis.Huseyin Bey'in dediklerine katiliyorum.Ona buna canim, cicim diyerek internet camiiasinda isim yapacagima isimsiz olmayi tercih ederim:)
Isimsiz

esrArengiz said...

bu gidişle hanım efendinin çok falsosunu göreceğiz canım :)) heheeee...

bugün neşeli günüm :)